Madem bu kadar affedici idin!

Madem bu kadar affedici idin!

--- Madem bu kadar affedici idin bu kadar koparılan, soldurulan fidanların ne suçu vardı? ,Dağdakilere bu kadar merhametli idin, şehirdekilerin tehdidi daha mı ciddi idi?

---Sen de bayağı merhamet beklermişsin bizim haberimiz yokmuş!

---Sen de haklısın ama benimkisi aslında zamanında anlattığım şehrin akıllısının köylünün kurnazına nasıl tuş olduğudur

---Bu biraz da yönetenlerin ayarının şehirlere göre yapılandırılması ile ilintili

---Şehrin muhtarı ile köyün muhtarı da diyeli biliriz, işte bizim için için kıllandığımız durum aslında bununla da ilintili

---Yani dağdakilere burun kıvıran şehir aydınının “ne oldu be !” şaşkınlığı mı?

---Hem o hem de kanıksanan sürecin birden hızlanması karşısında şaşkınlık,

---Esasen açık olmayan şeylerin her zaman verdiği kıllanmadır ve bu kıllanma çoğu zamanda haklı çıkar,

--- Kokusu da çıkar mı?

---koku dert değil beni harbiden uyuz eden; başlık da yazdığımdır” Madem bu kadar affedici idin !” ve onca yıllar ve onca canlar ve o günleri dizilerden başka anlatacak kimselerin bile kalmamasıdır

---Anlat o zaman

---Dinleyeni olmayan ihtiyarın elindeki baston kadar bile işe yaramaz anlatacaklarım,

--- Salla o zaman o bastonu da ,küfürünü de