Search blog.co.uk

Posts archive for: July, 2008
  • Ekmeğine yağ sürmek

    30/7/2008
    <!-- @page { size: 21cm 29.7cm; margin: 2cm } P { margin-bottom: 0.21cm } --

     

    ---- ekmeğine yağ sürmeyim ama ,o iddianamede yazılan olmuşsa harbiden yazıklar olsun

    ---- kimin ekmeği ? Kim yağ sürecek ? Kime yağ süreceksin ?

    ---- biz olaylara sınıfsal bakarız ; ekmek burjuvanın ekmeği , yağı biz süreceğiz ,nasıl mı ? adamlar savaştığı adamlarla aynı olayların içinde ve biz o yapıların içinde yıllarca mapus yatmışız ,direnişlerde sırtımızda kalaslar kırılmış, ölüm oruçlarında Gandi'ye dönmüş vücutlarımız hala kendine gelememiş ve bize liderlik edenler gitmiş faşo dedikleri ile aynı tezgahta olmuş ,ne yani şimdi ekmeğe yağ sürmeyelim diye “suskunluk yasası” raconu mu yapalım ?

    --- bir kere ilk olarak ; günaydın kardeşim diyeceğim ve kısaca senin de dediğin gibi olaya sınıfsal bakmaya devam et diyeceğim yani örgütsel bakma , ideolojiler böyle “vitaminsiz”lerin elinde “mundar” olmuş ve sen daha da dizlerini dövüyorsun ,geç hocam geç ,bize düşen olaylara serin bakmak , bünyeyi geleceğe hazırlamak ,çakallar her yerde olur senin benim gibi kuşları da sever

    ---- neyse kapatıyorum konuyu ,ortam bulanık ....

    Deli Yazar Özkan ve  Saz Arkadaşı...

    Image Hosting by PictureTrail.com

  • Ulan nasıl girmişse girmiş....

  • al sana alıntı ;aforizmalar...2

    24/7/2008

    <!-- @page { size: 21cm 29.7cm; margin: 2cm } P { margin-bottom: 0.21cm } H1 { margin-bottom: 0.21cm } H1.western { font-family: "Times New Roman", serif } H1.cjk { font-family: "Arial Unicode MS" } H1.ctl { font-family: "Tahoma" } -->

    Söz- 2

     

    • Gaius Julius Caesar

    • Roma'da ikinci adam olmaktansa, bir köyde birinci adam olmayı tercih ederim...

    Karl Marx

    • Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur.

    • İnsanların maddi yaşam koşullarını belirleyen onların bilinçleri değildir, bu maddi koşullar onların bilinçlerini belirler.

    • Cehalet, ayrıcalıklı sınıfın ustaca kullandığı bir silahtır.

    • Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşelidir.

    • Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser.

     

    Kemal Tahir

    • Görmek bile nispidir. Kaşınan yeri parmak, gözden iyi görür.

    • Sen bu -Allah- sözünü beline silah etmeye çabalamaktasın, ama bu silah bize hiç sökmez.

    • İslamın şartı beş, marksizmin şartı birdir; o da haddini bilmektir.

     

    Kenan Evren

    • Asmayalım da besleyelim mi?

    • Adalet yerini bulsun diye bir sağdan bir soldan asıyorduk.

    • İdamları imzalarken ellerim hiç titremedi.

    • Netekim

    • Bugün olsa gene idam hükümlerini imzalardım.

    • Mütemadiyen

    • Kadınların saçlarının görünmesi günah olacaksa Allah onları saçsız yaratırdı

    Kemal Unakıtan

    • Özelleştirmede satıyorsun, satıyorsun bitmiyor. Bu kadar komünist bir ülkeymişiz.

    • Babalar gibi satarız.

    • Eskişehiri süper lige çıkarın size ronaldinhoyu alacağım.

    Lev Tolstoy

    • Eskiden önce orospularla yatıp sonra temiz aile kızlarını alırdık, şimdi önce temiz aile kızlarını alıp sonra orospularla yatıyoruz…

    • Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için, güneşin doğduğunu sanırlar

    Ludwig Andreas Feuerbach

    • İnsan dinin başlangıcı, insan dinin ortası ve insan dinin sonudur.

    • İncilde yazdığı gibi, tanrı insanı tasarlayıp yaratmadı. "Hristiyanlığın esasları"nda gösterdiğim gibi, insan tanrıyı tasarlayıp yaratmıştır.

    Niccolò Machiavelli

    • İnsanlara ya iyi davranınız ya da onları ayaklarınızın altında eziniz. Çünkü az incindiklerinde intikam peşine düşebilirler, daha fazlasındaysa bunu akıllarına bile getiremezler

    • Düşmanınıza saldırabilirsiniz..doğru mu yanlış mı yaptığınızı düşünmeniz gerekmez, er ya da geç yargı(ç)larınız sizi haklı çıkarmak için en iyi gerekçeleri bulacaktır nasıl olsa

    • Eğer kötülük yapılacaksa bir anda yapılmalıdır. Bu yolla, kısa sürelere sığacağı için sonuçları daha az acı verir. Fakat iyilikler yavaş yavaş hayat geçirilmeli; tadında böylece daha iyi varılmalıdır.

    Madonna

    • Kadınlar sıradan erkeklerden hoşlanır ve erkekler de sıradan olmak için ellerinden geleni yaparlar.

    • Zevkleri başkasının müsaadesine bağlı olan insan zavallıdır.

    Mahatma Gandhi

    • Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür... Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür... Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür... Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür... Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür... Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür... Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...

    • Zayıf insanlar affedemezler. Affetmek güçlülere has bir özelliktir.

    Mahmut Tuncer

    • B çok önemli bir harftir. B olmasa, Bülent'e Ülent, Bursa'ya Ursa derdik

     

  • böcekçi...

     

    ---- yine ortalığa keneyi attın ...
    ----  boş ver hocam ,üzerine alan alsın ben bunu ,bütün çakal,koca kafa,sonradan görme ve birinci lig takımları için söyledim
    ---- aman ha ,
    ---- aman... tamam da ,biz de çok tembeliz be birader , koca dünyanın altına girmiş atlas gibiyiz ,ama çok sabırsızız ...

    --- hocam uzatma ,sıkma ,bayıltma, biliyorsun ,uzun yazılar aynen zaplanıyor ,kısa ve konsantre yazılar, anlaşıldı mı ? OK..?

    ---- .....

    Deli Yazar Özkan ve Saz Arkadaşlar

  • Hiçbir teknik , yüreği dinleyemez,okuyamaz...

    ---- Ben bir kaç  kelime edip gideceğim ; sana bir şey deyim mi ? hiçbir teknik , yüreği dinleyemez, okuyamaz ve ne yapacağını önceden kestiremez,
    ---  Yüreklerin efendisi de salak olmaz...
    ---  Tamamdır ve  kodun noktayı, virgül bile gerekmedi...
            
            Deliyazar  Özkan  ve Kıl Yaşar...

  • Yukarıdaki oradan ne görüyordur ? Ya da ” Güneş Böcekleri “ ...

    <!-- @page { size: 21cm 29.7cm; margin: 2cm } P { margin-bottom: 0.21cm } -->

    ---ne o Allah yazılarına mı dalıyoruz ?

    --- yok be kardeşim biz o konuları yazacak kadar ulvi değiliz ,sokakların yaramaz adamlarıyız,neyse benim dediğim tüm dünyaya yukardan bakan veya bakanlar var ya hani ,bütün dünyayı satranç tahtası gibi görenler varmış ya , işte onlar ne görüyor Ya da onlarda aynen koyvermiş , işi otamatiğe m i bağlamışlardır ,

    ---- o salak siyasi yazılara dalmayalım şimdi hiç çekemem, ne görecek yani sen karıncaları Ya da böcekleri nasıl görüyorsan o da öyle görecek , kendini bi bok mu sanıyorsun , ve oradan nasıl görünüyorsan o görüntü bu artık içselleşir  . Çalışanlara karınca diyelim de biz neyiz ? biz olsak olsak böceğiz dersin , böcekleşme işte böyle başlar ve artık sen bir böcek gibi ufacıksındır , senin dışındaki dünya acayip büyüktür ve sen her şeyi bu böcek gözüyle görürsün , böceklerin gözleri yüzlerce Ya da binlerce mercekler bütünüdür yani acayip ayrıntı alır ,

    ----ayrıntı bol ama ayrıntıda boğulma da burada başlar , hem böcekleşmediğini zannettiklerini büyük görecek , sorunları abartacaksın , hemde ayrıntılarda boğulacaksın...

    --- şimdi verelim mesajı

    --- ne mesajı kardeş ?

    --- o kadar moral bozduk ,şimdi yaşama sevinci ,umut, falan verelim

    --- ne vereceksin be kardeşim senin vereceklerinden ne olur , boş ver gitsin , şu an dışarısı aydınlık böceklerin kaçacağı ortam yani , o kadar da değil be kardeş , yada biz aydınlıkta da dolaşan böcek türünü bilim dünyasına haber verelim

    --- karanlıktan kaçan, güneşe giden böcekler ;” güneş böcekleri ” ...

    --- tamam işte mevzu olumlu bağlandı ,

    --- hadi yazıyı blogla da ,karpuzlama yapalım...

                       Deli Yazar Özkan ve Kıl Yaşar

  • Baba Haydar'dan mektup var ...

    Baba Haydar'dan mektup var ...

     

    şimdi sana yazdığım bu mektup seni belki de şaşırtmıştır ,bu adam kayıptı nereden çıktı şimdi bu mektup ?, üstelik daha önce ondan hiç de mektup gelmemişti , mektup denilen şeyi bile unutmuştu,

    Neyse bu mektubu okumadan sakın zarftan çıkan resimlere bakma , baktıysan zaten bir anlam da vermemişsindir , biliyorsun geçen kıştan beri araziyim , bir ara yazdığın gibi aşağılara indim , tahminin iyi , beraber indiğim hatunu da aynen sepetledim ya da o beni sepetledi ve ben sap gibi Bodrum merkezine düştüm , o sıralar yine biraz ortalama görüntüm vardı ama sokaklar bu görüntüyü hemen dibe çekmeye başladı, meyhaneler beni çabuk bağrına bastı ama bela halleri sürekli yanımızda olduğundan tek tek merkezden kenarlara doğru bir rota ile yer adı vermenin fazla da önemli olmadığı bir hikayeye doğru gittik , hani esas yoldan ayrılır da kaybolduğunu zanneder ve birden bir koy da bulursun ya kendini , işte bende öyle bir koy da ve Güneş pansiyonda buldum kendimi , bir baktım bahçedeyim ama nerenin bahçesi bilmem durumlarındayım , tepemde kara ama zenci olmayan ayı gibi biri ,kalk Hemşerim sende nereden çıktın ,muhabbeti , fazla konuşmadım o anladı , otur şuraya da gömül şunlara dedi ben gömüldüm , çok sıcak ve pansiyon adı gibi güneş , güneş gibi pansiyon on beş yirmi yataklı bir yer , ayının adı Kasım , yanında durmayan kadının adı Nisan imiş , o gün Nisan hanım tarafından uzun gözlem altında geçti , hiç konuşmadı ama kovmadı da , zaten ben de sıcağı sevmediğim den ağaç altları keşiflerine çıkıyordum , çevrede birkaç ,bar, cafe, falan da var ama ben burasının kedisi olurum dedim , pansiyonun bahçesi ve küçük bar gibi yeri , mutfağı falan da var , akşam ,kalanlar doğaçlama alemlere başlıyor, Almanlar,İngilizler eksik olmuyor , neren bulurlar bu üç evlik yerleri bilmem, ama ben iyi buldum onu bilirim, hem ye ,hem iç , hem yat iyi yer , gerçi genelde kumsal da sabahlıyorum , ya da orada uyanıyorum , işte o uyanmalardan birinde ki o uyanmalar artık öğlen güneşine yakın oluyor ,olamazsa zaten beyin kanaması kapıda , uyandım ama bu uyanma ayağa kalkıp gölge bulma ve uyumaya devam etme uyanması , yani hayal gibiyim , sallanarak yürüyorum , ileri doğru bakmaya çalışıyorum , ayağımın dibinden bir ses, herhalde kadın sesi ; hep öyle kal hiç kıpırdama ,diyor ulan bu da nesi diye aşağı doğru baktım , kayanın yanında , kayanın gölgesi gibi ama ses çıkan bir gölge , sese baktım saçları kara, giysisi koyu kara, eller dal gibi, bacaklar mı henüz daha görmedim , ama şimdi biliyorum, deli bir olay , sen şimdi yavaş yavaş durumu anlamaya başlamışsındır, bu yine bir örümcek olayına girdi diye , doğrudur girdim ama bu örümcek acayip bir şey be Özkan, , neyse kalk dedim kalktı leş gibisin ulan dedim , sustu, hadi gel benim mide isyanda dedim , benim ki de dedi, sanki yıllar sonra tanıdık birine rastlarsın da aynen kaldığı yerden olay devam eder misali , bir yandan da birbirimizi kesiyoruz , arkaya baktım geliyor ,durdu nereye dedi Güneşe dedim , Nisan'a mı dedi , evet dedim , sen biliyorsun dedim , ben gelmem dedi , neden dedim sen bana yeteri kadar bakmadın herhalde dedi , ve o an tekrar baktım , baktım doğru dedim Nisan seni almaz , ayı Kasım yer seni , beni kimse yiyemez ulan dedi ,sanki Topağacı Sosyetesindenmiş de bu adaya düşmüş havası vardı , ama hiç de acınacak gibi de değildi , genel de yere bakarak konuşuyordu ya da genelde başı eğikti, kaldır sana başını dedim işte an ;o andı , böylesi neydi, o gözlere sürekli bakılamazdı , şimdi anladım dedim Nisan seni gerçekten almaz ,sonra anlatırım Nisan olayını dedi ,daha da anlatmadı , ama o leş gibi kadın manyak bir şeydi , ,hadi gidelim o zaman bir yer buluruz dedim dağlara ,köylere doğru yürümeye başladık , konuşmuyor ,sürekli yürüyorduk, ayılmış ,midemiz de susmuştu, ama ben acayip susamıştım , ilerde çeşme var dedi , sanki çok yakındaymış gibi koşmaya başladık , kan ter içinde kalmıştık ben tam leş olmuştum , çeşme oradaydı gözümde sadece çeşme görünüyordu hızla daldım , hızla dalmış başım tam koltuk altına gelmişti ,ulan dedim burnuma acıyorum ,, ve o boğulurcasına içmeye başladı , ne o ? hiç de leş ter kokusu yok, bir insan o kadar terler ve bu kadar mis mi kokar , şaşırmış öyle kalmıştım , susuzluğum da fazla dert değildi ama kana kana içtim kaşım yukarda düşünüyordum bu kadın nasıl bir şeydi?

    Baksan dedi senin adın ne ,Yaprak dedi , ve şimdi resimlere bakmadıysan bak , o Yaprak ve ben , ama bu ne kadar sürer bilemem, O “peygamber böceği” O örümcek , nasıl oldu da oldu yazacağım , kafam yerine ,iken yazacağım ama beni kasma ...”

    herkese selamlar

                          Haydar   "

                  Blogcu  Özkan          

  • Anma-Haber"Madımak olaylarının 15'nci yıldönümü"

     

    Madımak olaylarının 15'nci yıldönünümü

    2 Temmuz 1993’te meydana gelen katliamın 15’inci yıldönümü nedeniyle Sivas’ta yoğun güvenlik önlemleri alınmasına rağmen törene katılan bir grup otelin altındaki kebapçıya tepki gösterip camlarını kırdı. Göstericiler olay yerindeki vatandaşlar tarafından uzaklaştırıldı.

    Sivas'ta, 2 Temmuz 1993 yılında Madımak Oteli'nin ateşe verilmesiyle başlayan ve 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayların 15'inci yıldönümü için anma programı düzenlendi. 2 ayrı anmadan CHP'nin otel önünde düzenlediği programda konuşan Grup Başkan Vekili ve Ankara Milletvekili Hakkı Süha Okay, “Madımak mutlaka hoşgörü ve aydınlanma müzesi olmalıdır” dedi.

    Sivas olaylarının 15'inci yıldönümü nedeniyle sabah saatlerinden itibaren şehir merkezinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Otelin bulunduğu Eski Belediye Sokak ile Atatürk Caddesi ve İstasyon Caddesi araç trafiğine kapatıldı. Çevre illerden gelen polis ekiplerinin de katılımı ile kent merkezinde önlemler en üst seviyeye çıkarıldı. Sabah saatlerinden itibaren kafileler ile anma programlarına katılmak için gelenler otel önünde birikmeye başladı. Törenler, CHP başta olmak üzere Atütürkçü Düşünce Derneği, Cem Vakfı, Eğitim İş Sendikası, Cumhuriyet Kadınları Derneği ile Cumok'un ortak olarak düzenlediği anma programıyla başladı.

    CHP binası önünde toplanan ve aralarında 25 milletvekilinin de bulunduğu 500 kişilik grup ilk olarak kent meydanında bulunan Atatürk Anıtı önüne geldi. Burada anıta çelenk sunulup saygı duruşunda bulunulduktan sonra İstiklal Marşı okundu. Burada konuşan CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, devleti yönetenlerin suskunluğunu bozarak, tarihteki bu kanlı olayla yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Özdemir, “Yaşanan bu vahşetten en çok Sivas halkı zarar görmüştür. Sivas 2 Temmuz ile değil, 4 Eylül ile özdeşleşmiş bir Cumhuriyet kentidir. Başkaca konularda insan haklarından bolca bahsedenler, başta sayın Başbakan olmak üzere bir kere olsun, çıkıp bu katliamı kınadığını, bunun bir insanlık suçu olduğunu, laik Cumhnuriyet'e başkaldırı olduğunu ifade etmelidir” dedi. 

    Buradaki programın ardından grup ellerinde taşıdıkları karanfillerle Atatürk Caddesi üzerinden alkış ve sloganlar eşliğinde Madımak Oteli'nin önüne geldi. Burada milletvekilleri, partililer ve destek veren diğer sivil toplum kuruluşları temsilcileri otel önüne karanfil bıraktı. CHP Grup Başkan Vekili ve Ankara Milletvekili Hakkı Süha Okay, 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta bir başkaldırıya tanık olduklarını belirterek, şunları söyledi:

    “Burada toplanan kalabalık, ‘Kahrolsun laiklik’, ‘Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak’ sloganları atıyordu. Olayların baş sorumlularından biri olan Cafer Erçakmak bugün hala yakalanabilmiş değil. Bu otelin bulunduğu yerde halen bir et lokantasının bulunmasından dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. Madımak mutlaka hoşgörü ve aydınlanma müzesi olmalıdır. Otelin müzeye dönüştürülmesi için gerekli çalışmaları yaptık, kanun teklifleri verdik. CHP olarak bedelini biz ödeyerdek burayı satın almaya çalıştık. ‘Aman sakın satmayın’ dediler. Biz artık 2 Temmuz günlerinin barış, kardeşlik ve sevgi günü olmasını istiyoruz. Bu mücadeeye hep beraber devam edeceğiz ve bu mücadeleden asla dönmeyeceğiz.”  

    Daha sonra programa destek veren kuruluşlar adına hazırlanan ortak bildiriyi CHP İl Başkanı Bülent Renda Deniz okudu. Ortak bildiride, “15 yıl önce gerçekleşen katliamın ve bu amaca yönelik hareketlerin bir daha yaşanmaması için devletin ve toplumun tüm güçlerinin, göreken özeni göstermesini diliyoruz” denildi. Partililer daha sonrda otel önünden ayrıldı.

    ÇIĞLIK MASKESİ İLE KATILDI

    CHP'nin düzenlediği anma programına, hazırladığı bir kuklanın üzerine, ‘Çığlık’ filminde kullanılan maskeyi geçiren ve önüne, ‘Acıları balla yedik, yanan nefeslerle, Sivaslılar sizleri özler, susmayan nefeslerle’ yazılı döviz taşıyan 50 yaşındaki Mustafa Çetinoğlu dikkat çekti.

    MUM YAKTILAR

    CHP'nin programı öncesinde otel önüne gelmeye başlayanlardan bazılarının mum yakarak otel önüne bıraktığı ve etrafına da kanranfiller koyduğu görüldü. Burada bazı kişiler sert açıklamalarda bulunurken, özellikle Başbakan ve hükümete yönelik tepkilerini dile getirdi. Gruba polis müdahele etmezken; diğer yetkililerin müdahalesi ile gerginlik yaşanması önlendi.

    Anma programları, Alevi dernekleri, çeşitli siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilecek olan ikinci programla devam etti.

    25 BİN KİŞİ OLAYLARI LANETLEDİ

    Sivas'ta 37 kişinin yakılarak öldürüldüğü olayların 15'inci yıldönümü nedeniyle düzenlenen ikinci program, Mevlana Mahallesi üzerinde bulunan Ethembey Parkı önünde başladı. DSP, SHP, EMEP, ÖDP, DTP, KESK, Halkevleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Kültür Derneği, Avrupa Aleviler Birliği Federasyonu ve çeşitli Alevi dernekleri ile çok sayıda sivil toplum örgütü üyelerinin destek verdiği programa, yaklaşık 25 bin kişi katıldı. Park önünde toplanan grup, daha sonra sloganlar eşliğinde Mevlana Caddesi boyunca yürüyerek kent meydanına geldi. Yürüyüşe DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras da katıldı. Olaylarda hayatını kaybedenlerin ailelerinin ellerinde fotoğraflarla en önde yürüdüğü kalabalıktakiler, ‘2 Temmuz'u unutmadık, unutturmayacağız’, ‘Madımak müze olacak’ ve ‘Katiller halka hesap verecek’ yazılı dövizler taşıdı. Sloganlar eşliğinde yürüyen kalabalığın kent meydanına gelmesinden sonra belirlenen bir grup, Atatürk Anıtı önüne gelerek çelenk bırakıp saygı duruşunda bulundu. Daha sonra kalabalık grup Atatürk Caddesi üzerinden Madımak Oteli'nin bulunduğu sokağa kadar yürüdü. Burada otel önüne ilk olarek gelenlerin yakınlarının gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Bazı acılı anneler ise fenalaşarak bayıldı. Bayılanlara olay yerinde ilk müdahaleleri yapıldı.

    KEBAPÇININ CAMLARI KIRILDI

    Otel altındaki faaliyetini yürüttüğü için son yıllarda özellikle Alevi kesimin tepkisini çeken ve bu tepkilerden uzak kalmak için bugün kapalı tutulan kebapçısı önünde anma programı sırasında gerginlik yaşandı. Anma programlarına gelen kalabalığın içerisinde yer alan kimliği belirlenemeyen bir kişi, dükkanın camlarını tekmeleyerek kırdı, kapısına zarar verdi. Diğer katılımcılar ve polis ekiplerinin müdahalesi ile saldırıyı gerçekleştiren kişi bölgeden uzaklaştırıldı. Otel önünde bir süre süren gerginlik, görevlilerin de müdahalesiyle sakinleştirildi. Otelin giriş kapısının üzerinde yer alan reklam tabelasının üzerine çıkan bir kişi, ‘çığlık’ maskeli kuklayı yerleştirdi. Otelin tabelasınan üzarine ise ‘Madımak müze olacak’ yazılı döviz asıldı.

    Kalabalığın fazla olması nedeniyle otel önünde yığılma yaşanmaması için büyük çoğunluk Atatürk Caddesi üzerinde kaldı. Kalabalığa hitaben ilk konuşmayı Sivas 2 Temmuz Anma Komitesi adına KESK Dönem Sözcüsü Önder Doğan yaptı. Doğan, “Katliamın üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen katilleri lanetleyip, katledilenleri anma hoşgörüsü göstermeyenler, şehrimizdeki meslek örgütleri, siyasi partileri kullanarak ticari kaygılarla ve göstermelik anmalarla 2 Temmuz'un içini boşaltmaya çalışıyorlar. 15 yıl önce çığlık ve dumanların yükseldiği Madımak insanlık için ibret olsun diye müzeleştirilmelidir. Cadde ve parklarımıza ölenlerien isimleri verilerek ölümsüzleştirilmelidir. Pir Sultan Abdal Anıtı'nın söküldüğü yere Ozanlar anıtı inşa edilmelidir. Katliamın gerçek sorumluları halka hesap vermelidir” diye konuştu.

    2 TEMMUZ EVRENSEL ANMA GÜNÜ OLMALI

    Anma programında konuyşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş ise olaylarda hayatını kaybedenlerin, emparyalizme, faşizm ve gericiliğe karşı mücadelede ülkenin aydınlık yüzleri olduğunu belirterek, “Bizler bu katliamın tarihi bir arka planının olduğunu, katliamı gerçekleştiren güçalerin planlı, programlı davrandıklarını biliyoruz. 15 yıl önce gerçekleşen gerici, şeriatçı, faşist katliam devletin ve güvenlik güçlerinin gözetiminde yaşandı. Ne şeriatçı güruhun ‘Allah adına’ can almaya bilenmiş hallerini unuttuk, ne de güya onları engellemekle görevli güvenlik güçlerinin nazik tavırlarını. Ne ozanlar heykelinin Sivas caddelerinde sürüklenişini, ne de yangına 20 dakika kala otel kapısına gelmişken çekip giden Tugay komutanını unuttuk. 15 yıldır Madımak her gün yanmaya devam ediyor. Madımağı yaratan zihniyeti, Madımağın altında kebapçı dükkanı açarak Türkiye’nin aydığınlığına, çağdaşlığına, demokrasi ve laikliğe, kültürlerin kardeşliğine, birardada yaşama kültürü ve çok kültürlülüğe inananları her gün yakıyorlar” dedi. Madımak olaylarının unutulması halinde farklı kimlik ve inançtaki hir insanın can ve mal güvenliğine yönelik tahditlerin artacağını belirten Gümüş, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Katilamın 15'inci yılında bağımsız, demokratik ve özgür ve laik bir ülke yaratma mücadalemizde, Madımak Oteli'nin müze yapılması ve 2 Temmuz 1993 gününün uluslarrarası düzeyde kabul gören evrensel bir anma günü olarak kabul edilmesi gerektiğini buradan ilan ediyoruz.”

    AİLELER ADINA KONUŞMA

    Programda olaylarda hayatını kaybedenlerin aileleri adına, ölenlerden bağlama sanatçısı Hasret Gültekin'in eşi Yeter Gültekin konuşma yaptı. Yeter Gültekin konuşmasında şunları söyledi:

    “Biz canlarımızı buraya beyinleri aydınlatsın diye gönderdik. Bugün buraya, kin beslemediğimizi, kanı kanla yıkamak istemediğimizi söylemeye geldik. Sivaslılardan bu toprakları zan altından kurtarmalarını istemeye geldik. Biz et kokusundan bu yanıgın isinden kurtarın memleketinizi demeye geldik. Biz Madımak’ta diri diri yakılan genç kızların kan izleri olan bu binanın duvarılarına yaslanıp, et yeyibelin zavallılara Temmuz’un sıcağı yetmediyse ise bu ışık size yeter demeye geldik. Bu utançtan bizi de kendilerini de kurtarsınlar. Bizim yaşadığımız acıları, başka eşler, analar yaşamasın istiyoruz. Başka acılar yaşanmaması için bu et lokantasını kapatın.”

    BAYKAL'A ELEŞTİRİ

    Avrupa Aleviler Birliği Feiderasyonu Genel Başkanı Turgut Öker ise kaitliamın gerçek sorumluların sadece o gün ötel önaünde toplananlar değil, ülkeyi yönetenler olduğunu da idida ederek, şöyle konuştu:

    “Onlar bunun hesabını vermeden adelet yerini bulmaz. Nasıl daha önce buraya 10-15 kişiyle gelip 10 dakikada ayrıldığımız günler geride kaldı. O gün 8 saat burada kalan gerici faşistlerin yak bunları diyerek eylem yapabilmesine göz yumuldu. O alçaklara karşı içerde kıstırılmış, burada tutsak edilmiş insanlara bugün olduğu gibi el uzatacak bir görüntümüz olmadığı için öldüler. Örgütsüz olmak demek aleviler için her gün yakılmak demektir. Aleviler de kızılbaşlar da bu ülkede artık örgütlü. Kimse bu gücü yok edemez. Burası müze olsada, bundan sonra her 2 Temmuz’da artarak burada olacağız. Yobazın teslim aldığı şehirde bugün bu manzara yaşanıyor. Aleviler kendi davalarına sahip çıkıp örgütlendiler. Bugün demokrasi güçleri burada. DSP’den DTP’ye kader herkes burda. Seçimler geldiğinde alkışladığınız Deniz Baykal nerede? Devlet Solingen’e geldi. 2 Temmuz’da buraya gelmek yerine festivallere gidenler Alevilerin dostu olamaz. Eğer akıllanıp bir çatı altında birleşebilirsek biz buraya müzeyi yaparız.

    Daha sonra ise sırayla Alevi- Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız, Yazar Eşber Yağmurdereli, Yazarlar Derneği adına Tevfik Taş, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, DTP Meclis Grup Başkanı Emine Ayna, Hacı Bektaşi Kültür Derneği adına Ercan Geçmez, Eğitim- Sen Başkanı Zübeyde Kılıç Öztürk, Emek Partisi adına Levent Tüzel ve ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, kısa birer konuşma yaparak olayları kınadı ve hayatını kaybedenleri andı.

    VALİ: KEBAPÇI KALKACAK 

    İkinci anma programları öncesinde Sivas Valisi Veysel Dalmaz ve Emniyet Müdürü Yahya Bal, otelin önüne gelerek burada bekleyenlerle bir süre görüştü. Vali Veysel Dalmaz, olayların acısını halen taze olarak hissettiklerini belirterek, “2 Temmuz'un barış ve kardeşlik içerisinde geçmesini istiyoruz. Acılarınızı paylaşıyoruz. Buradaki kebapçının kaldırılması için çalışmalarımız var ve en kısa zamanda bunu sonuçlandıracağız” diye konuştu.

    CHP'nin sabah düzenlediği ilk anma programına geç kalan CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen de İstanbul teşkilatıyla birlikte otel önüne gelerek karanfil bırakıp kısa bir açıklama yaptı. Sevgen, Madımağın müze olması için parti olarak çalıştıklarını söyledi.

    Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de otelin önüne gelerek kısa bir açıklama yaptı. Sarıgül, “Seçim zamanı geldiğinde Madımak'ı ağzından düşürmeyenler burada yok. ‘Madımak Oteli'ni müze yapacağız’ diyenler burada yok. Hacıbektaş'ta yok, Sosyalist Enternasyonal'de yok. Bugün olmayıp ne zaman olacaksanız? İktidar olduğumda ilk yapacaklarımızın başında Madımak Oteli'ni Barış Müzesi yapmak olacaktır” dedi.

    4 İLDEN POLİS DESTEĞİ

    Anma programları sırasında her hangi bir taşkınlık yaşanmaması için yaklaşık 1500 polis görev yaptı. Sivas Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin yetersiz kalması nedeni ile Ankara, Kayseri, Ordu ve Malatya illerinden de çevik kuvvet polisleri takviye olarak kente getirildi. Konuşmaların tamamlanmasından sonra kalabalık grup geldiği gibi tekrar Mevlana Caddesi güzergahına doğru yürüdükten sonra olaysız dağıldı.

    YANARAK CAN VERDİLER

    Sivas Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 32 Alevi yazar, ozan ve aydının yakılarak katledilmesi ve oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.

     

    Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti.

     

    2 Temmuz 1993 günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

     

    Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000'e ulaşan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000'e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutusturalan perdelerler ve alt kattaki bulunan esyalarla birlikte yakildi otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.

     

    Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Gene olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.

     

     

     

    Yargılama 

     

    Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190'a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124'ü hakkında "laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma" suçlamasıyla dava açıldı,[1] geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994'te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.

     

    Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını "taraflı, hukuka ve adalete aykırı" olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın "Cumhuriyete, Laikliğe ve Demokrasiye yönelik olduğunu" belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.

     

    28 Kasım 1997'de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası'nın 146/1 maddesine göre idama ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998'de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usül noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usül eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000'de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.

     

    Sanıkların avukatlığını Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan üstlendi ve bakanlığı sırasında onları hapisanede ziyaret etti.

     

    Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33'e düştü. Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak ve Yargıtay'ın 1997'deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır.

     

    Sivas Davası İstiklal Mahkemeleri sonrasında, tek bir davada, bu kadar çok idam cezasının verildiği ilk davadır.

     

    Hayatını kaybedenler 

     

    Muhibe Akarsu - 35 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi

    Muhlis Akarsu - 45 yaşında, sanatçı

    Gülender Akça - 25 yaşında

    Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar

    Ahmet Alan - 22 yaşında

    Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci

    Sehergül Ateş - 30 yaşında

    Behçet Aysan - 44 yaşında, şair

    Erdal Ayrancı - 35 yaşında

    Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar

    Belkıs Çakır- 18 yaşında

    Serpil Canik - 19 yaşında

    Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör

    Nesimi Çimen - 67 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası

    Carina Cuanna - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci

    Serkan Doğan - 19 yaşında

    Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı, şelpe tekniğinin önderi

    Murat Güneş,Murat Gündüz - 22 yaşında

    Gülsüm Karababa -22 yaşında

    Uğur Kaynar - 37 yaşında, şair

    Asaf Koçak - 35 yaşında, karikatürist

    Koray Kaya - 12 yaşında

    Menekşe Kaya - 17 yaşında

    Handan Metin - 20 yaşında

    Sait Metin - 23 yaşında

    Huriye Özkan - 22 yaşında

    Yeşim Özkan - 20 yaşında

    Ahmet Öztürk - 21 yaşında

    Ahmet Özyurt - 21 yaşında

    Nurcan Şahin - 18 yaşında

    Özlem Şahin - 17 yaşında

    Asuman Sivri - 16 yaşında

    Yasemin Sivri - 19 yaşında

    Edibe Sulari - 40 yaşında, sanatçı

    İnci Türk - 22 yaşında

    Kenan Yılmaz - 21 yaşında


    2 temmuz 1993 sivas katliami


    klasik olacak ama unutmadık unutmayız,gerçi unutmayıp da ne mi yapacağız ? 2 Temmuzlarda yazacağız konuşacağız ,din olayını kafalarda çözemeyen,patlamalı motorlar gibi patlayarak hareket eden toplumlarda bu olaylar son olmaz. #3606522 (deliyazar,

Footer:

The content of this website belongs to a private person, blog.co.uk is not responsible for the content of this website.